
Serinlik… Bazen bir meltemdir tenine dokunan, bazen de zihnini dinlendiren bir sessizlik.

İlk akla gelen renk, çoğu zaman mavidir. Gökyüzünün ferah tonu, denizin sonsuzluğu, buz gibi bir su bardağının içindeki berraklık… Mavi, zihni sakinleştirir, bedeni serinletir. Bu yüzden mi klimayı anlatırken en çok bu renge yaslanırız?
Beyaz da serinliğin bir diğer sesi gibidir. Saflık, ferahlık ve duruluk… Tıpkı serin bir yaz sabahı gibi. Sessizdir ama etkileyicidir. Serinlik bir hisse dönüştüğünde, rengini belki de en çok beyazdan alır.
Ama ya serinliğin kişiye özel bir rengi varsa? Kimi için ormanın karlı ağaçları, kimi için karanlıkta yanan loş bir gri… Belki de serinlik, tam olarak bir renk değil; anıların, kokuların ve duyguların bir yansımasıdır.
Serinliğin rengi bazen bir duvar boyasında, bazen de bir klimadan gelen hafif bir esintide gizlidir. Onu görmek için sadece hissetmek yeterlidir.